“Daha nereye gidebilir ki?” diyenler… Beşinci bölüme hoş geldiniz. Cevabımız yine net: Derine. Hem dosyalarda hem kalplerde.
⚠️ UYARI: Bu bölüm Pachinko dizisi ve Dept Q 5. bölüm hakkında SPOILER içerir. “Zaman atlaması seviyorum”cular, “lineer anlatın kardeşim”ciler… Hepiniz davetlisiniz; tartışmalar keskin, argümanlar sağlam.
📢 Dept Q Podcast – Bölüm 5 şimdi yayında. Gizem tutkununa, “akış” nerd’üne, timeline savaşçısına ve sesin minik tökezlemelerine olgunlukla yaklaşanlara özel.
🎧 Kulaklığını tak. Dinle. Çöz. Tartış.
Soner: Uzun bir aradan sonra bugün Altuğ'la beraber Dept. Q'nun 5. bölümünü konuşmak üzere tekrar karşınızdayız ya da kulaklarınızdayız. Altuğ merhaba, nasılsın kral, iyisin?
Altuğ: Merhaba, iyiyim Soner. Sen nasılsın bakalım?
Soner: Ben de iyiyim ya. Uzun zaman oldu. Biraz paslanmış hissediyorum kendimi. Sende de var mı öyle bir his?
Altuğ: Bende de kesinlikle var ve muhtemelen de doğru bir his bu ve diziyi yorumlamaya başladığımız zaman da ortaya çıkacak diye düşünüyorum bu paslanmışlık. İlk günkü kadar heyecanlıyız diyebilir miyiz peki?
Soner: Onu da diyebiliriz. Çünkü ilk günkü kadar unuttuğumuz için şu an ilk günkü gibiyiz. Diziyi o kadar ara verdik ki kendimi zamanda geriye gitmiş ve ilk güne dönmüş hissediyorum. Ben bugün diziyi izlerken birkaç ismi duyunca Shogun'daki gibi hissettim kendimi. Ya bu isim kim, bu nedir falan filan oldum abi. İsimleri söyleyemedim, koptum yani.
Altuğ: Abi şöyle, şimdi Shogun'da böyle isimlere de biz isim vermiştik ya işte Yabusele falan gibi. Onlar otomatikman zihnimizde bir yere işlendiği için unutmuyordum ben o isimleri. Ama burada o metotta isim hafızasını eklemediğimiz için şu an zorluk çekiyorum. O kimdi, bu kimdi diye dönüp dönüp baktım yani. Ama şu an iyi durumdayız ya. Bu şey olayı gerçekten dediğin gibi çok iyiymiş abi. Hani nickname takıp onu rahat hatırlamak daha iyi. Mesela hastanedeki adam kimdi diye hep birbirimize soruyoruz. Tam onu öğrendik abi, bir ay ara verdik. Adamın ismini yine unuttuk. Ama ona mesela "hastanedeki sapık" deseydik adamı asla unutmazdık yani.
Soner: Aynen, kesinlikle katılıyorum. O bir şekilde bir görsel demeyeyim de böyle duyusal bir hafıza oluşturuyor. Yani bir isim takmak asla unutmuyorsun o ismi. Abi Dept. Q'ya başlamadan Shogun demişken Mariko biliyorsun ikimizin de çok sevdiği bir karakterdi. Ben Mariko'nun oynadığı bir diziyi daha izledim bu arada. Dizinin adı Pachinko. Bir o Apple dizisi, iki.
Soner: sezon var. Mükemmel bir dizi bence. Çok büyük bir drama Kore, Japonya ve Amerika üçgeninde gidip gelen bir dizi ve üç jenerasyonu gösteriyor. Dizinin ilerleyen kısımlarında Mariko erkek arkadaşını aldatıyor. Sadece bunu söylemek için araya girdim ve bunu söyledim. Umarım mutlusundur. Bu bölüm spoiler'ları önden vereyim dedim. Senin de vereceğin spoiler varsa sen de gir.
Altuğ: Vallahi çok güzel, harika bir spoiler verdin. Hemen başta vererek sürpriz yaptın. Yani kimse spoiler için bölümümüzün sonunda beklemek zorunda kalmadı. Pachinko izleyenlere buradan selam olsun diyorum ben. O zaman sen de Pachinko dedim ama doğru mu dedim ondan da emin değilim yani. Amerika olduğu sürece o dizinin drama dönüşmesi çok doğal diyerekten buradan da bir gönderme yapayım. Muhteşem bir gönderme abi. Umarım herkes bu spoilerımızdan memnun kalmıştır. Spoilerımızdan memnun kalmadıysanız daha büyük spoiler'larla geliriz. Pachinko'yu kimse izlemez diye söyledim. Bu arada sen de Fenerbahçe Benfica maçıyla ilgili bir spoiler ver istersen.
Altuğ: Şimdi tabii heyecanını kaçırmak istemem müsabakanın, o yüzden vermemeyi tercih ediyorum.
Soner: Vay! O zaman tamam, Dept. Q'ya giriş yapalım. Abi ben bölümü izledim hadi yapalım ama izlememiş gibiyim. Bölüme puanım baştan söyleyeyim yine 7.5. Biraz benim için yavaş gelişti bölüm ama çok şey öğrendim. Çok insan araya girdi. Bir de House kısmı var ki orada içimin yağları eridi. Sırf o yüzden bile aslında 8 verebilirim. Benim diziyle ilgili ilk başta söyleyeceklerim bunlar. Sen kaç puan veriyorsun, senin sorunu sana sorarak başlayayım.
Altuğ: Ben de seninle paralelim ya, 7-7.5 falan veririm bu bölümü. Ben bundan önceki bölümlerde hep şey yorumu yapıyordum ya işte bu bölümde işte toparlamışlar aslında konular toparlanmış bu bölümde falan diye yorum yapıyordum. Ya hala hala toparlanıyor yani bu konular. O yüzden yine aynı yorumu yaparsam şeyimleneceğimi düşündüğüm için onu söylemek istemiyorum ama ya birazcık yavaş geçti hakikaten yani. Bir an önce tabii şey istiyoruz, bir aksiyona girsin istiyoruz. Aslında her şey müsait şu anda, bütün altyapıyı da yapıyorlar. Ya ben tabii biraz aceleci davranıyorum ama aslında olması gerektiği gibi ilerliyor bence. Okey. O zaman giriş yapmaya çalışayım abi, biraz zor olacak isimleri unuttuğu.
Soner: m için ama ne oluyor? Mark ve Ekrem gidip bir kaya tırmanışı ofisinde Sam'le ilgili bilgiler sormaya başlıyorlar. Sam anladığımız kadarıyla kaya tırmanışı yapan birisiymiş ve Sam bizim Merit'in en son takıldığı adam olarak hatırlıyorum. Doğru mu hatırlıyorum bilmiyorum.
Altuğ: Vallahi süper hatırlıyorsun, doğru. Sam'i araştırmaya başlıyorlar çünkü Merit'le olan ilişkisini daha önce öğrenmiştik. Şimdi biraz detayına giriyoruz. Yani bu adam nedir, niye düştü, öldü? Zaten böyle kaya tırmanışında tek başınayken düşüyor ve ölüyor. Merit'in dosyalarını araştırmak istiyor bu Sam arkadaşımız. Dept. Q departmanında birtakım yozlaşmalar olduğunu düşünüyor. Bu arada Sam aslında hiçbir sosyal medyada yok. Merit araştırıyor, adamı bulamıyor falan filan. Hatta bunu karşılıklı sohbetlerinde de söylüyor. Hani hiçbir yerde gözükmüyorsun, demek ki korktuğun bir şeyler var vesaire gibi bir yorum yapıyor. Aslında araştırmış Sam'i ve Sam'le ilgili hiçbir şey bulamamış. Sam de yazdığı hikayelerin başına bela olacağını bildiği için kendini saklıyor. Gizli bir kimlikle yapıyor bu şeyleri. Editörü bile bilmiyor aslında yani adamın kim olduğunu. Dolayısıyla Merit'le Sam bu noktada bir araya geliyorlar. Ama günün sonunda farklı bir şey olmuyor. Sadece karşılıklı bir diyalog görüyoruz, onları bir araya getiren sebebi göstermek için yapılmış bir sahne.
Soner: Mükemmel anlattın, acayip detay verdin abi. Daha sonraki flashback'te de ne oluyor? Merit'le Sam görüşüyor. Pek bir şey olmuyor o sahnede. Sam'in ne yaptığını anlıyoruz ve Merit'in geçmişiyle ilgili bir şeyler yakaladığını fark ediyor Merit. Biraz tedirgin oluyor. Görüşmeleri bitiyor, burada tamamen kapanıyor, ekstra bir şey olmuyor ama sahneyi daha sonra devam edecek şekilde bağlıyorlar. Çok boktan anlattım burayı.
Altuğ: Yok estağfurullah. Merit'in dosyalarını araştırmak istiyor bu Sam arkadaşımız. Dept. Q departmanında yozlaşmalar olduğunu düşünüyor. Bu arada Sam sosyal medyada yok. Merit araştırıyor, bulamıyor falan filan. Sam gizli bir kimlikle yapıyor her şeyi. Editörü bile bilmiyor. Dolayısıyla Merit'le Sam bir araya geliyor ama günün sonunda farklı bir şey olmuyor. Sadece karşılıklı bir diyalog görüyoruz. Sonra psikoloğumuz Mark'la görüşmek istiyor. Mark, Rose'un karşısına çıkıyor ve güzel sahneleri oluyor. Rose'un bütün hastalıklarını anlatmaya başlıyor. Rose'u tanımaya başlıyoruz. Rose dizide büyüyen bir karakter oldu son iki bölümde. Bakalım.
Soner: Aynen, doğru. O psikoloğu gördüğüm an içim eridi. Carl'la olan muhabbetlerini seviyoruz. Odaların dışında görüyoruz. Carl gittiğinde randevularına ofiste konuşuyorlar. Kadınla olan muhabbetlerini seviyorum. Kadın ofis dışında Carl'ı arıyor, hoşuma gitti. Önceki bölümde Carl'ı görmek için müdürle konuşuyordu, yine geliyor. Carl aşırı ekmeğe başladı psikiyatriste. Bu hoşuma gitmiyor. Umarım devam ederler.
Altuğ: Kesinlikle abi. Carl bir açılım yaptı kadına karşı, beklediği reaksiyonu alamayınca kadından kaçıyor. Ama kadın kovalıyor. Kaçan kovalanır diyebilir miyiz abi bunu genelleyebilir miyiz bu sahne üzerinde?
Soner: Kesinlikle diyebiliriz. Ne güzel söylemiş atalarımız. Psikiyatristten kaçıyor ama psikiyatrist seni kovalıyorsa para istiyor da olabilir. Zaten muhtemelen emniyet fonundan kullanıyordur o bütçeyi. Hiçbir seansı kaçırmak istemiyordur. Rose'la olan sohbetlerini sevdim. Rose karakterini de sevdim. Travma yaşamış bir arkadaşımız Rose. Suçlu takibinde yayaya çarpıldığını ve o sırada şoförün yanında olduğunu anlatıyor. Büyük kısmını kadın kendisi de çözüyor, psikolog da çözüyor ama nedenini bilmiyorduk. İşte onu anlatmış oldu Rose. Samimi bir ortam oluştu. James, Rose'la FaceTime yapıyor. Ofisin ayrıntılarını görüyoruz. Önemli bir şey oluyor. Rose'un tespit ettiği kuşun aslında o kuş olmadığını söylüyor. "Fotoğrafların dijital kopyalarını gönder, araştırayım" diyor. James iyi takım elemanı olmaya doğru gidiyor. Orada bir kısım biraz garip olmuş: James ilk görüşte "laps" diye karabatak kuşu diyor. Evet, barizse siz nasıl bulamadınız dedirtti bana.
Altuğ: Sonuçta adam balıkçıymış, oradan biliyormuş falan filan. James'in geçmişinden bağladılar ama günün sonunda ötekiler de bunu araştıran polisler yani hiçbir balıkçıyla konuşmadınız mı diye düşündüm o an. Biraz garip geldi.
Soner: Yüzlerce aplikasyon var ya, resmini çekin, bulursunuz ne kuş olduğunu. Daha sonra James takımla FaceTime yapıyor. Merit'in kardeşinin büyük bir parası olduğunu fark ediyor ve bu paranın kim tarafından yönetildiğini araştırıyor.
Altuğ: Süper bir noktaya geldin. James'in iyileşme belirtileri oluyor. Carl geliyor, fizyoterapistte bir şey yapıyorlar, bilmem kaç aydır gidiyormuş ve yürüme fırsatı varmış. Sonradan entegre olmuş gibi hissettirdi bana. FaceTime ile olayda ilerleme sağladı. "Gidin bu varisle konuşun" dedi. O varis de iğrenç saçlı sarı kadın. Evet, çok güzel bir noktaya geldin. Aileden gelen mirasını ortaya çıkarıyor James ve Carl, Ekrem, James araştırmalar sonucu anlıyorlar. Merit'e bir şey olursa fon kardeşine kalıyor, kardeş akıl hastanesinde olduğu için yasal varisi sadece hükmedebiliyor. Önceki bölümlere dönüyoruz: sarı saçlı kadın "yasal varisi benim" diyerek okları üzerine çekiyor.
Soner: Beni o iki kadınla aynı odaya bıraksınlar, bir saat içinde kafayı yerim. İğrenç sarı saçlı kadın mı, psikopat bakıcısı mı?
Altuğ: Abi iğrenç sarışın kadın. Bakıcı her tarafa oyuncak koyuyor, iki dakikada öldürür gibi.
Soner: Koltuklara oyuncak oturtması beni rahatsız ediyor. Niye ona bırakıyorsunuz ki? Götürün başka bir yere. Üçüncü bir kadın gelecek, ortamın negatifliğini alacak. Sence üçüncü kadın kim olur?
Altuğ: Psikolog.
Soner: Kim, psikolog? Süper cevap! Ben de Scarlett Johansson diyecektim ama senin cevabın daha iyi. Neyse, William'ı bakıcıya bırakıyorlar. Daha sonra bir ev sahnesi oluyor. Adamla olan ilişkiyi anlamadım. Jasper motorla basıp gidiyor, diğer adamla Carl konuşuyor. Neden bu sahneleri izliyoruz?
Altuğ: Bu sahne efsane olurdu: Adam aslında öyle bir adam yok, kendi kendine konuşuyor. Mükemmel olurdu.
Soner: Tek sıkıntı: Carl'ın eski karısıyla bu adam konuşuyordu.
Altuğ: Evet. Carl'ın eski karısı gerçekten orada mıydı? Her şeyi X'e bağlarım yani.
Soner: Efsane olur böyle bir şey. Jasper de sokakta bulduğu bir çocuktu.
Altuğ: Jasper mı? Öyle bir karakter yok ki.
Soner: Dibine vurdun, tebrik ederim. Güzel alternatif senaryo.
Soner: Abi bir de o son yani publish ettikleri filmler falan çok kötü. Benim söyleyecek bir şey kalmadı bu bölümle ilgili ya. Tatilden sonra zor oldu, gayet iyiydin yani, tebrik ederim.
Altuğ: Evet ya gerçekten çok kötü. Böyle bir iki izlemeye çalıştım boşluktan, o zaman bile gitmedi yani. Bakalım bir sonraki bölümü heyecanla bekleyeceğiz. Sen de çok iyiydin, çok iyiydin. Birbirimize de yağladığımıza göre bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim abi.
Soner: Görüşmek üzere, zirvede kapayalım bu bölümü.